25 07 2011

Bir Utanmazlığın Perde Arkası

Emin ÇÖLAŞAN'ın 01 Temmuz 2011 Cuma günü Sözcü Gazetesinde çıkan yazısıdır.

 

 

Bir Utanmazlığın Perde Arkası

 

Sevgili okuyucularım, bugün size AKP medyasından iğrenç bir örnek daha vereceğim. Belki haklı olarak diyeceksiniz ki“Biz bunların utanmazlığına, sahtekarlığına, yalancılığına her gün tanık oluyoruz, sen hangi örneği vereceksin?!..”

Şimdi biraz geçmişe dönüyorum. ŞeriatçıVakit gazetesi meşhur türban kararını veren Danıştay 2. Daire Başkan ve üyelerininresimlerini tek tek birinci sayfasında verip onları hedef gösterdi. Bu yayından etkilenen Alparslan Aslan isimli katil bir süre sonra, Mayıs 2006′da Danıştay’ı bastı, türban kararını veren başkan ve üyelerin odasına girip tabancasıyla ateş etmeye başladı. O sırada heyet toplantı halinde.

Sonuç felaket:Bir üye ölüyor, başkan ve dört üye yaralanıyor.

Danıştay’da büyük kargaşa yaşanıyor, kıyamet kopuyor. Sonradan vefat eden 2. Daire üyesi Mustafa Yücel Özbilgin ağır yaralı olarak ambulansa bindiriliyor. Daire Başkanı, sonraki yıllarda Danıştay Başkanı seçilen Mustafa Birden ağır yaralı. Öteki üyeler çeşitli yerlerinden kurşun yemiş.

O sırada Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu Başkanı ve aynı zamanda Danıştay Başvekili olan, daha sonra Danıştay Başsavcısı seçilen, emekli olduktan sonra Atatürkçü Düşüncü Derneği Başkanı olan ve iktidar yandaşlarının geçmişte de, günümüzde de her zaman tepkisini çeken Tansel Çölaşan (benim eşim) bir gece önce hastanede yatmakta olan annesinin yanında kalmış, sabah olayı televizyondan duyup hemen Danuştay’a geliyor.

O aşamada Danıştay’ın ortalıktaki en yetkili kişisi olarak  olayı  çevresinden soruşturuyor. Çalışanlar ve koruma polisleri kendisine gördükleri ve duyduklarını, katilin nasıl yakalandığını anlatıyor. Başkan ve üyeler yok çünkü bir üye ölmüş, ötekiler hastanede. Onlardan bilgi almak söz konusu değil.

Tansel Çölaşançevresini saran gazetecilere ve uzatılan mikrofonlara hitaben konuşuyor.

Katilin “Allah’ın askerleriyiz. Osmanlı’nın torunuyuz” diye bağırdığını, tekbir getirdiğini çalışanlardan duyduğu şekilde anlatıyor. Belli ki katil şeriatçı. Zaten Vakit gazetesinin hedef göstermesinden etkilenip baskını türban kararı nedeniyle yaptığını daha sonraitiraf ediyor.

Çölaşan‘ın bu sözleri AKP iktidarının, AKP medyasının ve şeriatçıların hiç hoşuna gitmiyor.

Nitekim saldırı sonrasında Türkiye neredeyse ayaklanıyor, yürüyüşler düzenleniyor, “Türkiye laiktir laik kalacak” sloganları atılıyor, hükümet protesto ediliyor.

Xxx

Danıştay davası Ankara’da özel yetkili Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü ve katile ağır hapis cezası verildi. Aynı dava şimdi Silivri’deki Ergenekon mahkemesinde bir kez daha görülüyor ve Alparslan Aslan yeniden yargılanıyor.

İşin ilginç yanı, bu katilin vurduğu insanların ifadesi mahkeme tarafından, aradan beş yıl geçmesine karşın alınmamıştı. İki hafta önce alındı… Ve Ankara’da hakim, Danıştay Başkanlığı’ndan henüz emekli olan Mustafa Birden‘e sordu:

-”Bu şahıs heyet odasına girinci ve ateş ederken herhangi bir şey söyledi mi? Slogan attı mı?”

Yanıt olumsuzdu. Adam ateş ederken ya hiçbiir şey söylememiş, ya da o anı yaşayan insanlar, o korku ve panik ortamında bunun farkına varmamışlardı. Ama dikkat ediniz, sadece ateş edip insanları devirirken!

Birden‘in bu sözleri medyaya yansıyınca,AKP‘ye destek veren dinci, liboş,Kürtçü ve Fethullahçı medyada kıyamet koptu. Gazete, televizyon ve internet sitelerinde günlerce yayın yaptılar, köşe yazılarına yazılar yazdılar:

“Tansel Çölaşan’ın olay günü yalan söylediği mahkemede belgelendi… Alparslan Aslan tekbir getirmemiş, allah’ın askeriyim dememiş, slogan atmamış… Bu yalancı nasıl hukukçuluk yapmıştı!… Şimdi derhal yargılanmalıdır!… Tutuklanmalıdır!… Büyük utanmazlık!… Şimdi konuş bakalım Tansel Hanım!..”

Böyle alaycı, tehdit eden, aşağılayan sözlerle, koro halinde hücuma geçtiler.

Xxx

Şimdi olayın gerçek yüzüne bakalım: Tansel Çölaşan geçmişte kendisine aynı doğrultuda sözlerle şeriatçı Vakit gazetesinde saldıran Hüsnü Tuna isimli birini mahkemeye verip tazminat kazanmıştı. Ankara 18. Asliye Hukuk Mahkemesi davaya bakarken, Alparslan Aslan‘ın olay sonrasında verdiği ifadelerle birlikte düzenlenen iddianameyi de savcılıktan getirtti.Alparslan Aslan‘ın o sözleri söylediğibelgelendi ve Hüsnü Tuna tazminat ödemeye mahkum edildi.

Şimdi mahkemenin 2006/289 esas,2006/441 karar sayılı gerekçeli kararını özetleyelim:

“… Odaya girdiğimde Aallahüekber diye tekbir getirdim. Ayrıca polisle boğuştuğum sırada da tekbir getirmiş olabilirim. Osmanlı’nın torunuyum, bundan sonra daha dikkatli karar verilsin diye bağırdım dediği, Allah’ın askerleriyiz diye bağırdığı savcılık ve mahkeme kararlarında yer almıştır…Hüsnü Tuna’nın kişilik haklarına saldırdığı Çölaşan’a 10 bin lira tazminat ödemesine…”

Şimdi yine bir tanık ifadesini özetliyorum. Bu ifade, Danıştay’da görevli olan ve katili yakalayan koruma polislerinden birine ait. Başına iş gelmesin diye burada ismini vermiyorum. Cumhuriyet Savcısı Şemsettin Özcan tarafından olaydan hemen sonra alınan 19 Mayıs 2006 tarihli tanık ifadesinde polis memuru şöyle diyor:

“… Asansörle giriş katına indiğimde Hassas Bölgelerde görevli bir polis arkadaş biriyle boğuşuyordu. Şahsın elinde silah vardı. Müdahale ettim, elinden silahı alıp kelepçeledik ve Danıştay girişindeki polis odasına götürdük. Şahıs bir süre tamamen sessiz kaldı, daha sonra bağırarak ‘Osmanlı’nın torunlarıyız, Allah’ına akerleriyiz, bundan sonra adam gibi karar alırsınız’ diye bağırdı… Şüpheliyi polis odasına koyduğumuzda 2. Daire üyelerine silahlı saldırı yapıldığını bilmiyordum… Daha sonra kolidorda bu şekilde bağrışmalar oldu ve öyle öğrendim…”

Bu kez de sanıkAlparslan’ın savcılık ifadesine bakalım:

“Polisler beni yakalayıp elime kelepçe vurdular, bir odaya götürdüler. Odaya girdiğimde Allahüekber diye tekbir getirdim. Ayrıca polisle boğuşurken tekbir getirmiş olabilirim. Ayrıca odada ‘Osmanlı’nın torunuyum’ diye bağırdım…”

Xxx

İşte size yargı kararları… İşte size olayın içinde yaşayanların savcılık ifadeleri… Ayrıca Alparslan polise deaynı doğrultuda ifadeler vermiş, bu sözleri söylediğini özellikle vurgulamıştı.

Tansel Çölaşan‘a yapılan bu haksız saldırılar karşısında bu belgeleri daha önce açıklayacaktım ama siyaset gündemi yoğundu, bir türlü sıra gelmedi.

Emekliye ayrılan Danıştay BaşkanıMustafa Birden yaklaşık iki hafta önce mahkemede ilk kez ifade veriyor, saldırganın ateş ederken bir şey söylediğini duymadığını belirtiyor…

Ve bizimyalaka medya, sadece onun bu cümlesine dayanarak koro halinde saldırıya geçip Tansel Çölaşan‘a saldırıyor!..

Çümkü o hakimlik yaparken de AKP’nin adamı olmamış, iktidarın hoşuna gitmeyen kararlar vermiş, emekli olduktan sonra Atatürkçü Düşünce Derneği Başkanlığı‘na seçilmiş biri.

SoyadınınÇölaşan olması, her türlü saldırı için zaten yetiyor!..

Şu medyanın, iktidarın yalakası medyanın rezilliğine, sahtekarlığına ve yalancılığına bakın ki, bilmeden ve karınlarından konuşarak içlerinden bazıları onun yargılanmasını, hatta bazıları da bununla yetinmeyip tutuklanmasını istedi!

İktidarın bazı köşe yazarları da yazılarıyla saldırdı.

Saldırgan Danıştay’ı basıp o insanları vurduktan, birini öldürdükten sonra tekbir getiriyor, Allah’ın askeri, Osmanlı’nın torunu olduğunu bağıra bağıra vurguluyor. Bunlarpolis ve savcılık ifadelerinde ve açılan davanın iddianamesinde aynen yer alıyor.

Bugün belgelerden sadece küçük bir bölümünü ortaya koydum. Bakalım bundan sonra ne diyecekler!

Herkesin bir şeyi çok iyi bilmesini isterim.Bu konuyu Tansel Çölaşan‘ı korumak için değil, sadece AKP medyasınınrezilliğini, yalancılığını belgelemek için yazdım.

Peki medyanın amacı ne?

Katilin şeriatçı olduğunu, saldırının laik devlete karşı yapıldığı gerçeğini inkar edip Alparslan Aslan’ın ruhsal bozukluğu olan bir katil olarak yutturmak!.. Ve bir katili hiç utanmadan korumak. Hadise bu kadar basit!..

Kaynak: Sözcü Gazetesi

10
0
0
Yorum Yaz