25 07 2011

KANUN DEVLETİ Mİ? HUKUK DEVLETİ Mİ?

KANUN DEVLETİ Mİ? HUKUK DEVLETİ Mİ? PDF Yazdır E-posta

Uzun zamandır, ülkemizde Anayasa tartışmaları devam etmektedir. Ortak görüş “Anayasa’nın evrensel hukuk kurallarına göre değiştirilmesi” olmasına rağmen, hükümet bütün toplum kesimlerinin katılımıyla gerçekleşecek bir Anayasa değişikliğine yanaşmamaktadır. Bunun yerine var olan Anayasa’da değişiklik yapma yolunu benimsemektedir. Bu nedenle 102 madde değişmiştir. Aceleye getirilen ve kişisel özgürlükleri odak almayan bu değişiklikler, gereksinimlere yanıt vermemektedir.

 

Bunun son örneği, tutukluluk sürelerini 10 yıl olarak tamamlayan çeşitli bölücü örgüt, Cumhuriyet düşmanı, ya da adam öldürme suçu ile tutuklu bulunanların serbest kalmasıdır.

 

“ Şimdi Cumhuriyet’i savunanları hapishanede tutmaya karar verdiler. Ama domuz bağıyla boğup villaların bodrumuna gömen Hizbullahçıları, Ümraniye de polis arabasını tarayan şehit ve yaralı polislerin faili PKK’lıları serbest bıraktılar. Bir gecede değiştirilen yasa ile gerçekleşen bu olay yılbaşında yürürlüğe girdi. Ve vicdanlar sızladı.”

 

Yorum farklılıkları bu sonucu doğurmuştur. Oysa CMK’ nın değişen ilgili maddesi “tutukluluk süresinin 4 yıl olarak sınırlanmasını” öngörüyor. Anayasa’nın 90. maddesi ve

Uluslar arası anlaşmalar, İnsan Hakları evrensel bildirgesi, uluslar arası hukuka uymayı öngörmektedir.

 

İleri Demokrasi vaadi ile oy toplayan hükümet bunun gereklerini yerine getirmiyor. Türkiye, giderek baskıcı, insan haklarından ve kişisel özgürlüklerden uzak Kanun Devleti’ne doğru gidiyor. Gece yarısı çıkarılan yasalar, kendileri hacda olmasına rağmen, vekâletle oy kullanan milletvekilleri bu gidişi hızlandırıyor.

 

Bunun için Muhalefet partileri TBMM’deki duruşlarını daha da etkili hale getirmelidir.

 

Yargıçların ve savcıların siyasi görüşleri nedeniyle izlenmesi ve fişlenmesi, hukuk fakültelerindeki yetersiz öğretim, yetersiz staj dönemi, adliyelerdeki dava yoğunluğu, hukukun işlerliğini ve adaleti geciktiriyor.

 

Demokrasinin ve hukukun işlediği ülkelerde bu dava yoğunluğu görülmüyor. Çünkü yönetimler yasaları tam uyguluyor. Vatandaş mağdur olmadığı için, üst mahkemelerde hak arama gereği duymuyor. Ülkemizde tam tersine, hukuk ve yasalar uygulanmadığı, Yönetim mahkeme kararlarına uymadığı için kişisel hak arama artıyor. Sadece terfi ve meslekte yükselme davaları 3000 civarında. Yargıtay’da ise bir milyon civarında dava beklemektedir.

 

Olması gereken, evrensel hukuk kurallarına uymaktır. Adliyeler personel sayısı, yargıç sayısı artırılmalı, yargıç ve savcıların yetiştirilmesinde, seçilmesinde özen gösterilmeli, yasalar anlaşılır bir Türkçe ile yazılmalı, değişik yorumlar yapılmasına meydan vermemeli, yargıç ve savcılar denetimlerini kendileri yapmalıdır. Anayasa ve yasalar toplumda bütün kesimlerin geniş katılımı ve onayıyla çıkarılmalı ve en önemlisi yönetimdeki hükümetler bu yasalara uyup, gereğini yapmalıdırlar. Yoksa ülkemiz hukuk devleti olmaktan çıkıp, sonu faşizm olan Kanun Devleti olacaktır. 

 

A.Nejla ÖZDEMİR

ADD GYK Üyesi

 İzmir - Manisa Bölge Sorumlusu 

 

< Önceki

 

160
0
0
Yorum Yaz