25 07 2011

KIBRIS BARIŞ HAREKATI’NIN 37. YILDÖNÜMÜ

BUGÜN KIBRIS BARIŞ HAREKATI’NIN 37. YILDÖNÜMÜ

 

20  Temmuz  1974’ de  Türk  Silahlı  Kuvvetlerinin Kıbrıs Türklerine barış ve özgürlük getirmek amacıyla Ada’ya çıkarma yapmasının üzerinden geçen bunca sürede ne yazık ki Ada’da özlenen barış tam gerçekleşememiştir.

 

Rumların Türklerle bir arada yaşamak isteğinin olmadığı artık çıplak gözle görülebilmektedir. Ada Türklerini Rum Yönetimi’nin vesayeti altına alacak bir plan olan Annan Planını dahi Rum Yönetimi’nin yeterli görmeyerek reddetmesi aslında Kıbrıs Türkleri için şans olmuştur. Çünkü bu plana Türk halkı AB ve ABD ve tabi Türkiye kaynaklı “Yes be Annem” türü propagandalar sonunda “evet” demiş idi.

 

Bugün en azından Türkiye Hükümeti’nin gerçeği görüp AB ve ABD güdümlü Kıbrıs politikasından vazgeçmiş görünüyor olması, Ada Türkleri için yeni bir umuttur.

 

Aslında tüm dünyada yeni emperyalizm;  ülkeleri etnik temelde bölmeyi amaçlayıp gerçekleştirirken, Kıbrıs’ta siyasi ve askeri amaçları doğrultusunda çözümü engellemekte olması  ve Türklerin varlığını dışlayıp ısrarla bir Rum yönetimini tek çözüm görmesi anlaşılır bir durumdur.  Ama tek çözüm gerçek barış ( eşit statülü iki devlet) tır. Bunun dışındaki sözde çözüm önerileri gerçekçi değildir.

 

Rum Yönetimi Ada’nın tek hakimi olmakta ısrar ettiği ve bu görüş destek gördüğü sürece Ada’da çözüm mümkün değildir.

 

Önümüzdeki süreçte iki toplumun yanyana, barış içinde kendi yönetimleri altında yaşamalarının gerekleri oluşturulmalıdır.

 

                                                                                                                              Tansel ÇÖLAŞAN

                                                                                                        Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Başkanı

KAMUOYUNA 19.07.2011

Genel Başkanımız Sayın Tansel Çölaşan'ın 19 Temmuz 2011 (bugün) tarihli Sözcü Gazetesinde çıkan güncele ilişkin basın açıklamasının tam metni aşağıdadır.

                                                                                                Atatürkçü DÜşünce Derneği

                                                                                                       Genel Merkezi

 

                           Terörü Sonlandırmak Siyasi İktidarın Görevidir.

                                          Hükümeti Göreve Çağırıyoruz.

 

13 askerimizi şehit verdiğimiz PKK’nın Silvan saldırısı ile Kürt hareketinin sözde meclisi Demokratik Toplum Kongresi’nin (DTK) özerklik ilanının aynı güne denk gelmesi tesadüf değildir. Türkiye’de bir iç savaş başlatılarak uluslar arası güçlerin olaya müdahil edilmesi ve bu yolla bağımsız bir Kürt devletinin kurulması amaçlanmaktadır. Kürt vatandaşlarımızın çoğunluğunun kanlı terör örgütünün arkasında olmadıkları da bilinmektedir.

 

BDT, olaydan sonra sorumluluğu terör örgütünden uzaklaştırmak için meclis araştırması istemiştir. Yine gazetelere yansıyan haberlere göre saldırı ile ilgili olarak Başbakanlığa sunulan raporda ( sunan taraf belli değil ) olayda askeri yönetim kademesinin ihmali gündeme getirilebilmekte, TSK’ da kendini savunmak zorunda bırakılmaktadır.  Sonunda ordu olayın suçlusu ilan edilirse şaşırmamak gerekir. Dünyanın hiçbir ülkesinde kendi ordusuna bu kadar düşman bir başka yönetim bulmak mümkün değildir.

 

Olayın aslı şudur; artık basına da yansıdığı için gizliliği kalmayan İmralı- İktidar ilişkilerinden anlaşıldığına göre; aldığı vaatler karşılığı seçim sürecinde sessiz kalıp iktidara %50 oy kazandıran terör örgütü şimdi o vaatlerin yerine getirilmesi gerektiğini hatırlatmaktadır. İstediklerini alamadığı sürece Türkiye genelinde şiddet yaygınlaştırılacaktır.

 

Milletin birliğine, ülkenin bütünlüğüne, devletin tekliğine karşı girişilen bu tür silahlı saldırıların Kandil’e inilmeden sonlandırılamayacağı da bellidir. İran’ın başarmasını beklemek Türkiye için siyasi başarısızlıktır.

 

Özetle sorumluluk siyasi iradede, yani hükümettedir. CHP ve MHP milli güvenliğin sağlanması noktasında terörle mücadele için hükümete destek vereceklerini açıklamışlardır. Hükümet acilen bu siyasi iradeyi göstermeli, TSK’yı Kandil için görevlendirmeli, terörü kaynağında yok etmelidir. Nitekim Türkiye hükümetleri daha önce bu yolu denemiş 1984’de başlayan PKK terörü 90’lı yılların başlarında sonlandırılmış iken 2002’den itibaren bu iktidar sürecinde yükselişe geçmiştir. Öyleyse şimdi terörü sonlandırmak ta bu hükümetin görevidir.  Ancak bundan sonra iktidar ve muhalefet ve tabi  milletin desteği ile hep birlikte demokrasi ilkeleri ve insan haklarına saygı çerçevesinde bir çözüm üretilebilir.

 

Türk halkı ülkesinde barış ve kardeşlik içerisinde yaşamak istiyor. Bunu sağlamak siyasi iktidarın görevidir.

 

 

                                                                                                     Tansel ÇÖLAŞAN

                                                                                Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Başkanı

KAMUOYUNA DUYURU- 15.07.2011

                                          TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ’Nİ,

 

                                          TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ’Nİ,

 

                                               TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ’Nİ

 

 

Yurdumuzu ve ulusumuzu savunma görevini yapmaya ÇAĞIRIYORUZ !...

Uyanın artık.

 

Ulusumuz, yurdumuz ve cumhuriyetimiz saldırı altındadır.

 

Sınırlarımız dışındaki bilinen güçlerin, her türden işbirlikçilerini kullanarak içlerine sindiremedikleri, insanlığın ve uluslar tarihinin ulusal kurtuluş ve bağımsızlık öncüsü, özgürlük simgesi Türkiye Cumhuriyetine yönelik saldırıları, artık yeni bir boyuta gelmiştir.

 

Dün Diyarbakır Silvan kırsalında 13 askerimiz PKK eşkıyaları tarafından tuzağa düşürülerek şehit edildi.

 

Cumhuriyetimizin ilk 10 yılında da (bir kısmı batı Anadolu’da) 20’ye yakın isyan çıkmış, ancak bu isyanlar Cumhuriyet hükümetlerinin kararlı ve öngörülü tutumları ile kısa sürelerde bastırılmıştır. Uzunca bir aradan sonra, 1973’de kurulan PKK (Kürdistan İşçi Partisi) ve 1980 sonrasında başlatılan silahlı isyan hareketleriyle 30 yıldır ülkenin gündemine oturmuştur. Konuya ilişkin ulusumuza ( resmi kanallardan da) yalanlar söylenmiştir… En büyük yalan  bunun bir terör hareketi olduğudur. Oysa bu hareket terör değil, terör faktörlerini de kullanan düpedüz silahlı bir kalkışma eylemi, ayrılıkçı isyan hareketidir. Artık gerçeğin adını koyalım. Türk Silahlı kuvvetleri ve güvenlik güçlerimizin yürüttüğü mücadele düşük yoğunluklu asimetrik savaştan başka bir şey değildir. 30 binden çok insanımızı yitirdiğimiz, 200 milyar dolardan çok maddi kayıplara uğradığımız olayın iki nedeni; petrol ve sınırı aşan sular, yani Fırat ve Dicle’dir.

 

ABD ve AB ile onların yardakçıları durumundaki İsrail gibi ülkeler üstünlük sağlamak için “Divide et impera!” yani böl ve yönet kuralını uygularlar. Bunun için özellikle Ortadoğu’da kronik sosyal sorunlar daha da kızıştırılarak devam ettirilir, etnisiteler arasında yapay gerilimler oluşturulur… Bir yandan silah satışı yapılıp, diğer yandan üzerinde operasyon yapılan ülkelerin kalkınması, ekonomik pazarlarda rakip olmaları engellenerek deyim yerinde ise bir taşla iki kuş vurulur.

 

Ülkemiz coğrafyası üzerinde sonsuz emelleri olan Grek – Ermeni diasporasının işbirlikçileri, PKK’yı destekleyip kan kaybetmemizi ve çöküşümüzü hızlandırmak çabası içindedirler. Bir yandan güvenlik güçlerimiz zaafa uğratılırken, diğer yandan “demokrasi, özgürlük” teraneleriyle laik cumhuriyetin siyasal alt yapısı çökertilmekte, adeta “tavşana kaç tazıya tut” oyunu oynanmakta, sırası geldiğinde demokrasi hokkabazlıkları sergilenmektedir.

 

Açıklanan nedenlerle bu olup bitenler, artık “bir gurup terörist saldırısı” olarak görülemez.

 

Teröristler ve her türden uzantılarıyla, sözde “demokratikleşme” bahaneleri altında sürdürülen açık ya da gizli görüşmeler, ülkemizi ve ulusumuzu bölünme aşamasına getirmiştir.

 

Bugün gelinen aşamanın adını açıkça koymak ve Türk Ulusuna duyurmak yurttaşlık görevidir.

 

Biz biliyor ve tüm ulusumuza duyuruyoruz ki, saldırganların kimliği ve gerekçeleri ne olursa olsun, saldırının asıl sahibi onları var eden ve kullanan bilinen güçler ve işbirlikçileridir.

 

Bugün, Anayasa’da tanımlanan “Yurt bütünlüğüne ve Ulus birliğine, Cumhuriyetin değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez” niteliklerine eylemsel ve açık bir başkaldırı yaşanmaktadır.

 

Bu koşullar, kendiliğinden ve beklemeksizin, Anayasal ve yasal tüm önlemleri almakla sorumlu olan devlet kurum ve kuruluşlarının derhal harekete geçmesini gerektirmektedir.

 

Ancak Atatürkçü Düşünce Derneği olarak, bu oyunların farkında olan Kürt yurttaşlarımızın barış içerisinde kardeşçe birlikte yaşamak istediklerinin bilinci ile, bu gelişmeler karşında varlığımızın ve sorumluluğumuzun duyarlılığıyla, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin temel organları olan ve Ulus adına sorumluluk taşıyan iktidarıyla muhalefetiyle TBMM’ni, TC Hükümeti’ni ve Türk Silahlı Kuvvetlerini göreve çağırıyoruz.

 

Oluşan yeni duruma yurtseverlerin göz yummasını beklemek, ihanet ortağı aramak sayılmalıdır. Cumhuriyetimizin olanaklarıyla, Cumhuriyetimizin yıkılışına seyirci kalamayız.

 

Şehitlerimize Tanrı’dan rahmet, acılı ailelerine ve tüm Türk Milletine başsağlığı, Gazilerimize de iyilikler dileyerek, Ulusumuza saygı ile duyururuz.

 

                                                                                            Atatürkçü Düşünce Derneği

                                                                                                    Genel Merkezi

DUYURU

 ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ ŞUBE BAŞKANLIKLARINA

 

Daha önce iki kez düzenlediğimiz Köyceğiz Eğitim ve Dostluk Kampı’nın üçüncüsü bu yıl 23- 29 Temmuz tarihleri arasında düzenlenecektir.

 

Gençlik kampına ilişkin başvuru koşulları, kurallar ve kampa ilişkin tüm ayrıntılar Derneğimizin internet sitesinde (www.add.org.tr)  yayınlanmaktadır.

 

Şubelerimizin; katılımcıların ad, soyad, yaş ve telefonlarının yer aldığı başvuru listelerini en geç 22 Temmuz 2011 tarihine kadar göndermeleri gerekmektedir.

 

Kontenjan sınırlı olduğundan erken başvuru önemlidir.

 

Bilgi edinilmesini ve gereğini rica ederim.

 

 

                                                                                                 Nazmi ŞARVAN

                                                                                                  Genel Sekreter

 

 

 

İletişim:

ADD Genel Merkez: 312 - 232 43 52

ADD Muğla Şube: 252 - 212 75 13

Öner TANIK - Sorumlu GYK Üyesi: onertanik@gmail.com Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır

DUYURU 02.07.2011

ADD Genel Merkez  Gençlik Kolları, gençlerimizin yaz aylarını değerlendirebilmeleri için gerçekleştirdiği Gençlik Kamplarını sayılarını arttırarak uygulamaya devam ediyor.

 

Eğitici, eğlendirici ve kültürel kazanımlarla dolu Kamp etkinliklerine katılarak vereceğiniz katkıların etkinlikleri zenginleştireceğini düşünüyoruz.

 

Doğanın içinde, doğayla baş başa bilgi ve düşünce paylaşımı ortamı, turnuvalar, söyleşiler, ezgi dinletileri, şiir okumaları ve akran gençlerle  yeni arkadaşlıklar kurma, şansı gençlerimizi bekliyor.

 

Gençlik Kampları ile Türkiye’nin dört bir yanından gelen gençlerle bir yandan tatil yaparken, bir yandan da toplumsal görev bilincimizi yükseltmeyi, gençlerin paylaşım, dayanışma, ortak çalışma yapabilme becerilerini geliştirmeyi, kendini tanıyan, araştırmacı, çevreye ve ülke  sorunlarına duyarlı Atatürkçü bir gençlik oluşumuna katkıda bulunmayı amaçlıyoruz. 

 

Kamplara katılım için şimdiden hazırlıklara başlanması önemlidir.

 

                                                                                        Atatürkçü Düşünce Derneği

                                                                                                 Genel Merkezi

 

Bu yıl gerçekleştirilecek kamplar:

 

 

Köyceğiz - Eğitim ve Dostluk Kampı*

 

1.Dönem

 

23 Temmuz 

29 Temmuz

 

 

 

2.Dönem    

 

31 Temmuz 

6 Ağustos

 

Burdur-Salda Gölü Kampı *              

 

(Dönemler daha sonra duyurulacak)

 

Temmuz - Ağustos

 

 

Kayseri–Gömürgen kampı**

 

 

Tek Dönem

Ağustos

 

Ankara-Ahmet Taner Kışlalı Kampı*       

 

Tek Dönem

 

14 Ağustos 

21 Ağustos

 

 

Afyonkarahisar-KocatepeGençlik Kampı* 

 

Tek Dönem

 

23 Ağustos -

26 Ağustos

 

 

            

*     Yapılması kesinleşen kamplar

**   Talep olması halinde yapılacak kamplar

Not: Kamplara ilişkin ayrıntılı bilgileri içeren kamp programları daha sonra duyurulacaktır.

16
0
0
Yorum Yaz