16 11 2008

Eşi onu anlattı

Eşi onu anlattıAhmet Kaya’nın ölümünün üzerinden 8 yıl geçti. Eşi Gülten Kaya yaşadıklarını anlattı12 Şubat 1999’da Magazin Gazetecileri Derneği’nin ödül gecesinde bütün salon birden ayaklanmıştı. Çatallar ve bıçaklarla beraber küfürler de aynı yere yönelmişti. Bir tarafta garsonların kurduğu barikatı aşmak isteyen ve hep bir ağızdan 10. yıl marşını okuyan onlarca kişi, bir tarafta ise olanlara oturduğu masadan bakan bir ‘vatan haini...’ Ahmet Kaya “Önümüzdeki kasette Kürt asıllı olduğum için Kürtçe bir şarkı yapıyorum...” sözleri yüzünden o gece linç edilmek istenmişti. Daha sonrasında hakkında çıkan, doğrulanmayan iddialar yüzünden ülkesini terk etmek zorunda kalmıştı. Ama gittiği Paris’te fazla dayanamadı ve 16 Kasım 2000’de hayatını kaybetti. Ahmet Kaya’ya o gece küfür edenler unuttular belki o geceyi ama biri unutmadı. Gülten Kaya... Her geçen gün Ahmet Kaya’yı daha da özlediğini, boşluğun her geçen gün daha da arttığını belirten Gülten Kaya, kızgınlığının da asla geçmediğini söyledi. Kaya, NTVMSNBC’ye Ahmet Kaya’yı, o geceyi, Ahmet Kaya’sız 8 yılın nasıl geçtiğini, Türkiye’de Kürt olarak yaşamayı ve huzurla arkasına yaslanacağı günü anlattı. ARAMIZDAYMIŞ GİBİ ÜRETKEN GEÇTİAhmet Kaya’sız sekiz yıl geçti. Bu sekiz yılda neler yaptınız? Neler yapıyorsunuz?Sekiz yıla çok yukarıdan bir yerden, kendimin de üzerinde bir yerden baktığım zaman çok üretken geçtiğini söyleyebilirim. Adeta o aramızdaymış gibi üretken geçti. O bakımdan süreç hiç kesintiye uğramadığı için huzur hissediyorum. ZAMAN ONU DAHA DA ÖZLETİYORAma kişisel d... Devamı

30 10 2008

Yaşar Kemal’in Yörük Kilimindeki Nakışlar

Yaşar Kemal’in Yörük Kilimindeki Nakışlar Pertev Naili BoratavYaşar Kemal’in roman ve hikâyelerinin büyük bir çoğunluğu, romanlarının sanırım bir tanesi Deniz Küstü dışında hepsi, Anadolu’nun göçebe, yarı göçebe ya da yerleşmiş köylü insanlarının yaşamlarını anlatır. Olaylar Çukurova’da, Toroslar’da geçer; Güneydoğu Anadolu sahnesinin değiştiği pek seyrek: Ağrı Dağı Efsanesi’nde Doğu, Çakırcalı’da Batı Anadolu.Roman diyorum, ama Yaşar Kemal’in yazdıkları, beylik anlamı ile Roman’ın çerçevesi içine sığmayan şeyler; kimi kitaplarının başlıkları bile bunu haber veriyor: Ağrı Dağı Efsanesi, Binboğalar Efsanesi, Üç Anadolu Efsanesi, Köroğlu, Çakırcalı, Anadolu’nun efsane ve destan kahramanları olmuş kişileri; İnce Memed’in adını Yaşar Kemal, sanırım, İkinci Dünya Savaşı yıllarında Ruhi Su’nun söyleyip yaydığı, sevdirdiği,“İnce Mehmed ne yaptıydım ben sana?” diye başlayan ve “Yüce dağ başında bir ulu kartalAçmış kanadını dünyayı örterBazı yiğit vardır ölümden korkarBen korkmam ölümden, er geç yolumdur”dizeleriyle tamamlanan ünlü “Dinar” türküsünden esinlenmiştir; konusunu işlerken de hikâyeye o türküde anlatılmayan, Çukurova ve Toroslar’ın bir “eşkıya destanı”nın enginliğini vermiştir.Yaşar Kemal (o zamanki adıyla Kemal Sadık Göğceli) ile tanışmamız, yanılmıyorsam, 1940 yıllarına çıkar. Adana’ya bir konferans vermeye gittiğimde ona rastlamıştım. O sıralarda okulu bırakmış, Çukurova’nın çeşitli yerlerinde ufak tefek işlerle (köy kâtipliği, arzuhalcilik... gibi) geçimini sağlıyor, bir yandan da Anadolu köylüsünün türl&uu... Devamı

16 10 2008

38 Olayları

38 OlaylarıRüştü Asyalı ile birlikte, Nâzım Hikmet üzerine 'Ben Bir İnsan' adıyla bir oyun düzenlemiştik. Nâzım Hikmet'in doğum günü 15 Ocak 1901 olarak benimsenmiştir. Doğumunun 100. yılında, 15 Ocak 2001'de, Ankara'da Şinasi Sahnesi'nde izleyicinin ilgisine sunulan oyun, üç yıl boyunca, Devlet Tiyatrosu'nun değişik sahnelerinde tam bir dolulukla oynandı. Rüştü Asyalı gibi bir karakter oyuncusu; bir yandan, masal kahramanı Keloğlan'la İsmail Dümbüllü ödülünü alırken, öte yandan, şiirlerini, yaşadığı dönemleri yorumlayarak Nâzım Hikmet'i yeniden yaşattı.Mustafa Şerif Onaran Cumhuriyet / Kitap- Ölümüne yakın insanın kendiyle ödeşmesi gerekir. Biz de böyle bir anlayıştan yola çıkıp Nâzım Hikmet'in yaşama serüvenindeki önemli dönemlere değindik.Gönül isterdi ki bu oyunun kitabı biraz geç basılmasın, 'Ben Bir İnsan...' oynarken izleyicinin ilgisine sunulsun (BEN BİR İNSAN, Nâzım Hikmet'e Armağan Oyun, Mustafa Şerif Onaran-Rüştü Asyalı, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları, 2004). İiyi bir insandı o! Kitabın 'Önyazı'sında söylediklerimi anımsatmak isterim:'Bir insan öleceği zaman hayatıyla hesaplaşmalı.Bu anlayıştan yola çıkarak Nâzım Hikmet'in geçmişine baktık. Hayatında sevdiği kadınlar vardı. Bir davaya inanmıştı. Haksızlıklara uğramış, yıllar yılı hapiste kalmıştı. Afla çıkınca da sürekli baskı altında tutulmuş, yurdunu terk etmek zorunda bırakılmıştı.Kendi sürgününde kocaman bir hapishane gibiydi dünya.Yurdunu, yurdunun insanlarını özledi. Şiire sığınmasa, yüreğine daha erken yenik düşebilirdi.Dostlarına hep inandı ama, dostlarının onu yalnız bıraktığını gördü. İnandığı görüşleri paylaşmayan yoldaşları da onu partiden dışladı. 'Muhalif tavır'la yaşamak z... Devamı

11 10 2008

KARADUT

KARADUT Karadutum, çatal karam, çingenemNar tanem, nur tanem, bir tanemAğaç isem dalımsın salkım saçakPetek isem balımsın ağulumGünahımsın, vebalimsin. Dili mercan, dizi mercan, dişi mercanYoluna bir can koyduğumGökte ararken yerde bulduğumKaradutum, çatal karam, çingenemDaha nem olacaktın bir tanemGülen ayvam, ağlayan narımsınKadınım, kısrağım, karımsın. Sigara paketlerine resmini çizdiğimKörpe fidanlara adını yazdığımKaram, karamKaşı karam, gözü karam, bahtı karamSıla kokar, arzu tüterIlgıt ılgıt buram buram.Ben beyzade, kişizade,Her türlü dertten topyekün azadeHani şu ekmeği elden suyu gölden.Durup dururken yorulanKibrit çöpü gibi kırılanYalnız sanat çıkmazlarında başını kaşıyanArtık otlar göstermelik atlar gibi bedava yaşayanSen benim mihnet içinde yanmış kavrulmuşum Netmiş, neylemiş, nolmuşumCömert ırmaklar gibi gürül gürülBahtın karışmış bahtıma çok şükür.Yunmuş, yıkanmış adam olmuşum  Karam, karamKaşı karam, gözü karam, bahtı karamSensiz bana canım dünya haram olsun. BEDRİ RAHMİ EYÜBOĞLU  ... Devamı

11 10 2008

Fahriye Abla

Fahriye Abla Hava keskin bir kömür kokusuyla dolar, Kapanırdı daha gün batmadan kapılar. Bu, afyon ruhu gibi baygın mahalleden, Hayalimde tek çizgi bir sen kalmışsın, sen! Hülyasındaki geniş aydınlığa gülen Gözlerin, dişlerin ve ak pak gerdanınla Ne güzel komşumuzdun sen, Fahriye Abla! Eviniz kutu gibi küçücük bir evdi, Sarmaşıklarla balkonu örtük bir evdi; Güneşin batmasına yakın saatlerde Yıkanırdı gölgesi kuytu bir derede. Yaz, kış yeşil bir saksı ıtır pencerede; Bahçende akasyalar açardı baharla. Ne şirin komşumuzdun sen, Fahriye Abla! Önce upuzun, sonra kesik saçın vardı; Tenin buğdaysı, boyun bir başak kadardı. İçini gıcıklardı bütün erkeklerin Altın bileziklerle dolu bileklerin. Açılırdı rüzgârda kısa eteklerin; Açık saçık şarkılar söylerdin en fazla. Ne çapkın komşumuzdun sen, Fahriye Abla! Gönül verdin derlerdi o delikanlıya, En sonunda varmışsın bir Erzincanlıya. Bilmem şimdi hâlâ bu ilk kocanda mısın, Hâlâ dağları karlı Erzincan’da mısın? Bırak, geçmiş günleri gönlüm hatırlasın; Hâtırada kalan şey değişmez zamanla, Ne vefalı komşumuzdun sen, Fahriye Abla! Kaynak: Modern Turk Siiri, Ahmet Necdet, Broy 1993Ahmet Muhip Dranas Devamı

11 10 2008

CAHİT SITKI TARANCI'NIN ÜNLÜ "35 YAŞ" ŞİİRİ

CAHİT SITKI TARANCI'NIN ÜNLÜ "35 YAŞ" ŞİİRİ Kategori: Siir        35 YAŞ ŞİİRİYaş otuz beş yolun yarısı eder.Dante gibi ortasındayız ömrün.Delikanlı çağımızdaki cevher,Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,Gözünün yaşına bakmadan gider. Şakaklarıma kar mı yağdı, ne varBenim mi Allah'ım bu çizgili yüzYa gözler altındaki mor halkalarNeden öyle düşman görünürsünüz,Yıllar yılı dost bildiğim aynalar Zamanla nasıl değişiyor insan!Hangi resmime baksam ben değilim.Nerde o günler, o şevk, o heyecanBu güler yüzlü adam ben değilim;Yalandır kaygısız olduğum yalan. Hayâl meyâl şeylerden ilk aşkımız;Hatırası bile yabancı gelir.Hayata beraber başladığımızDostlarla da yollar ayrıldı bir bir,Gittikçe artıyor yalnızlığımız. Gökyüzünün başka rengi de varmış!Geç fark ettim taşın sert olduğunu.Su insanı boğar, ateş yakarmış!Her doğan günün bir dert olduğunu,İnsan bu yaşa gelince anlarmış. Ayva sarı nar kırmızı sonbahar!Her yıl biraz daha benimsediğim.Ne dönüp duruyor havada kuşlarNerden çıktı bu cenaze Ölen kimBu kaçıncı bahçe gördüm tarumar. Neylersin ölüm herkesin başında,Uyudun uyanamadın olacak.Kim bilir nerde, nasıl, kaç yaşındaBir namazlık saltanatın olacak,Taht misâli o musalla taşında.                          CAHİT SITKI TARANCI... Devamı

11 10 2008

KASTAMONU/ TAŞKÖPRÜ VE KASTAMONULULAR/ TAŞKÖPRÜLÜLERİN RESMİ/ ÖZ

___________________*Ali ŞAHİN (alsah)Kastamonu- Taşköprü___________________Yazıhamit Köyü (02.02.1952); Yazıhamit Köyü İlkokulu (1964); Taşköprü Ortaokulu (1967); Çorum Öğretmen Okulu (1970); Ankara GEE Türkçe Bölümü (1975- 1978); Eskişehir AÜAÖF' nde TDE Lisans tamamlama (1992); Tosya Gökçeöz Köyü (1970-1974); Taşköprü Kızılcaören Köyü İlkokul Öğretmenliği (1974-1980) ve Taşköprü Sevim Tokatlı Kız Meslek Lisesi TDE Öğretmenliği ve Müdür Yardımcılığı (1980-1998); İl Milli Eğitim Müdürlüğü Şube Müdürlüğü (1998); Devrekani İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü (1998-2003) ve Tokat- Pazar İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü (2003- 2004) Emeklilik (17.02.2004- ?). Halen Taşköprü ilçe merkezinde ikamet etmekteyim. _____________İletişim İçin / E-Postalarım: _____________asahin37@gmail.comasahin37@hotmail.comasahin37@msn.comasahin37@mynet.com ismim@sitemynet.comBana ulaşmak için yukarıdaki e-mail adresini kullanın ______________________________________________Türkiye'nin Batı Karadeniz Bölgesinde bir il; Kastamonu ve ilçeleri: Abana, Ağlı, Araç, Azdavay, Bozkurt, Cide, Çatalzeytin, Daday, Devrekani, Doğanyurt, Hanönü, İhsangazi, İnebolu, Küre, Pınarbaşı, Seydiler, Şenpazar, Taşköprü, Tosya ile ilgili siteler... _____________________________________________Bu sayfada zaman zaman ziyaret edip beğendiğimiz yöremizle ilgili Web sitelerinin linkleri bulunmaktadır. Sitenize kolayca ulaşmayı sağlayacak linkin bu sayfada yer almasını istiyorsanız lütfen bize bildirin.Esintiler______________________________________________ KASTAMONU/ TAŞKÖPRÜ VE KASTAMONULULAR/ TAŞKÖPRÜLÜLERİN RESMİ/ ÖZEL SİTELERİ/ WEB ADRESLARİ - ... Devamı

28 09 2008

Şiir sever misiniz?

 Şiir sever misiniz? RADİKAL KİTAP / 26/09/2008Şiirle ilgiliyseniz şairlerle de az çok ilgilisiniz demektir. Şairler dışarıdan nasıl görünürlerse görünsünler duygusaldırlar; kiminin fırtınası içindedir kimininki dışında. Kabul, klişe bir açıklama oldu bu ama daha klişesi de var: Şairler hassastır. Kapıldıkları mevzuyu uçlarına kadar götürme eğilimindedirler. Dolayısıyla vukuatları çoktur. Yazdıkları kadar, dedikleri ve yaptıklarıyla da şaşırtırlar. Bakalım sizi testimizle de şaşırtabilecek miyiz?1) 1935 yılında kalem kavgasına giriştiği Peyami Safa’ya içinde “Sen bu kavgada/ bir nokta bile değil,/ bir küçük, eğri virgül,/ bir zavallı vesilesin!..” dizelerinin bulunduğu “Bir Provokatör Üstüne Hiciv Denemeleri” isimli şiiri yazan şairimiz...a) Attilâ İlhanb) İlhan Berkc) Bedirhan Gökçed) Nâzım Hikmet2) Anektodun yalancısıyız: Kilolarıyla başı belada olan şairimiz, bir yokuşun sonundaki lokantanın önünde dinlenirken içeriden çıkan garson: - Buyrun beyim, diye atılmış. Ne alırsınız? Şarimiz tebessüm edip: - Evlat, demiş. Müsaade edersen biraz nefes alacağım. Kimdir bu tombik şairimiz?a) Yahya Kemalb) Ahmet Haşimc) Behçet Necatigild) İbrahim Sadri3) Aşağıdaki şairlerden hangisi “Türk şiiri içinden Yahya Kemal’den hatta daha da ileri gidelim Servet-i Fünun’dan bugüne gelinceye kadar Türkiye’de şiir yazmış olan herkesten çok daha fazla iyi şiirim var” demiştir?a) Yılmaz Erdoğanb) Hilmi Yavuzc) Ece Ayhand) İsmet Özel4) Nâzım Hikmet, Ahmed Arif, Ahmet Haşim, Cahit Külebi, Tahsin Saraç, Ahmet Muhip Dranas, Hasan İzzettin Dinamo gibi şairleri aramızdan alan uğursuz ay...a) Ekimb) Martc) Hazirand) Mayıs5) Askerde şiir yazabilmek için dişlerini çektirip istira... Devamı

21 09 2008

edebiyat ve sanat ödülleri

edebiyat ve sanat ödülleriYazar engin korelli   lütfen, listede bulamadıgınız ödülleri, redaktion@ayrinti.net Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır adresine bildiriniz! Amacımız geniş kapsamlı bir bilgi agı kurabilmektir. İlginize teşekkür ederiz! ilk yayın tarihi: Ocak 2002Güncelleme: 7 Şubat 2006Bu bilgileri oluşturmak için, başta Varlık olmak üzere, kimi internet sayfalarından ve gazetelerden de yararlanılmıştır.     * Abdi İpekçi Ödülleri:Milliyet Sanat Dergisi tarafından düzenlenmektedir. 1980 yılından beri, degişik sanat dallarında verilmektedir. Sonuçlar Ocak ayında açıklanmaktadırAbdi İpekçi  * Ahmet Arif Şiir ÖdülüAltı nüsha, yayımlanmamış dosya bütünlügü taşımalı.Yaşamöyküleri, bir adet fotografları, adreslerini kapalı zarfın içerisinde, şiir dosyası ile birlikte göndermeleri gerekir. 31 Mart tarihine kadar, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, Kültür Müdürlügü, Diyarbakır adresine postalanmalı. ayrıntılı bilgi için: tel: 0090(412)2234942 ve 0090(412) 2280897 faks: 0090(412)2244173Ahmet Arif  * Ahmet Hamdi Tanpınar Deneme yarışmasıBursa Orhangazi Belediyesi, 2001 yılından itibaren verilmeye başladı. Her yıl degişik edebiyat ürünlerine veriliyor. Bu nedenle bilgi alınması gerekiyor. 16 Kasım'a kadar gönderilmeli. Ocak ayında açıklanıyor. ayrıntılı bilgi için: 0090(0224)220 83 30'dan 535 ya da 503 numarayı isteyiniz.Ahmet Hamdi Tanpınar  * Akademi Kitabevi Edebiyat Ödülleri Genç yazarları özendirmek amacıyla 1979 yılında kurulmuştur. Şiir, hikaye, roman, deneme-inceleme- eleştiri,gezi ve çocuk edebiyatı dallarında, yayımlanmış ya da yayıma hazırlanmış ilk yapıtlara verili... Devamı

21 09 2008

tutunamayanlar'da karnaval

tutunamayanlar'da karnavalYazar a. alper akçam    Türk romanının karnaval öğeleri ışığında ve çokseslilik bağlamında incelendiği bir metinde, sıra Oğuz Atay’a geldiğinde yazınsal bir doruk, bir zirve çıkar karşımıza. Oğuz Atay poetikası, anlatıcısını da kahramanlarıyla birlikte karnaval atmosferinin bir parçası yapabilmiş diyalojik bir dilin, tüm kültürel öğelerin harman edildiği bir türler parodisinin sergilendiği roman yapılanmasıyla, özgün, benzersiz bir yazınsallık kurmuştur. Üzerine eklenmiş romantik kasvetin gölgesiyle, roman boyutlarını zorlayan bir imgeler yığını, kültürler karmaşası gibidir Tutunamayanlar...Oğuz Atay, Tutunamayanlar’da kahramanı Turgut Özben’in Charles Dickens’ın Büyük Umutlar’ındaki sevimsiz “öteki ben”i Olric’ten ve Hamlet’i gençliğinde omuzlarında gezdirmiş soytarı Yorick’ten ödünç aldığı gölge benliği Olric ile konuşurken şöyle diyor: “Ben anlatmak, filan falan demek istemiyorum. Sonum geldi Olric.. Kendime yeni bir önsöz yazmak istiyorum. Yeni bir dil yaratmak istiyorum. Beni kendime anlatacak bir dil. Çok denediler, efendimiz. Allah’tan ne denediklerini bilmiyorum, Olric. Hiçbir geleneğin mirasçısı değilim. Olmaz diyorlar. İsyan ediyorum. Az gelişmiş bir ülkenin fakir bir kültür mirası olurmuş. Bu mirası reddediyorum Olric. Ben Karagöz filan değilim. Herkes birikmiş bizi seyrediyor. Dağılın! Kukla oynatmıyoruz burada. Acı çekiyoruz. Kapı kapı dolaşıp dileniyoruz. Son kapıya geldik. İnsaf sahiplerine sesleniyoruz. Ey insaf sahipleri! Ben ve Olric sizleri sarsmaya geldik. Dünya tarihinde eşi görülmemiş bir duygululukla ve kendini beğenmişçesine ve sankibizdenöncebirşeysöylenmemişçesinegillerden olmaktan korkmada... Devamı