29 01 2007

Stratejik Ortaklık?

Stratejik Ortaklık? 2000'li yıllarda Bush yönetiminin Türkiye üzerine başarılı tarihsel operasyonu AKP iktidarı oldu. Türkiye siyasetinde egemen olan Erbakan İslamcılığı geri plana itildi. Amerika'ya bağlı dincilik seçimle iktidara geçti. Bu olgu ABD'nin BOP (Büyük Ortadoğu Projesi) kapsamında 'Ilımlı İslam Devleti Modeli' ni sabırlı bir zamanlama içinde öngören görüşü doğruluyordu. Ancak yeni iktidar, Ortadoğu'da Bush yönetiminin istediklerini tam anlamında gerçekleştiremedi. Yine de bugün Türkiye'de Amerika'nın istediklerini gerçekleştirecek AKP'den daha elverişli bir seçenek görünmüyor. * Bu noktada şu sorunun önemi daha da artıyor: Ortadoğu'da Bush stratejisiyle Türkiye'nin çıkarları çelişiyor mu, örtüşüyor mu? Hiç kuşkusuz bu sorunun yanıtı büyük çapta Amerika'nın tutumuna bağlıdır. İran'la çatışmayı, daha da ötesi savaşı öngören, Irak'ı parçalamayı göze alan bir politikayla Türkiye'nin bağdaşması olanaksız gibidir. 2007 yılında ülkemizde Cumhurbaşkanlığı seçimi ve genel seçim yapılacaktır. Bush yönetimi her ikisinde de tercihini AKP'den yana kullansa ve amaç sağlansa bile bu yolda istikrarlı bir yakın gelecek kolay değildir. Neden? * Türkiye'de Amerika'ya karşıt eğilimler toplumda günden güne yükseliyor; hem dinci hem de milliyetçi kesimlerde bu alanda bir yoğunlaşma görülmektedir. Kamuoyu yoklamaları da bu yöndedir. ABD geçmişte çok uzun yıllar Türkiye'yi Sovyetler'e karşı bir üs gibi kullanabilmiştir; çünkü ülkemizde komünizme karşıt milliyetçi ve dinci eğilimleri benimseyen geniş bir taban vardı. Bu kez durum değişik... Büyük çapta Amerikancı İslamcılığa oynayan siyaset tabanı, Bush yönetiminin stratejisi Ortadoğu'da belirginleştikçe parçalanacaktır; çünkü karşıda komünizm gibi birleştirici bir ortak düşman yok. * Sonuçta Ortadoğu'da Amerika ile Türkiye'nin çıkarlarının örtüşmesi güç olduğu gibi, ideolojik açıdan bir ortaklığın... Devamı

29 01 2007

Behzat Ay Yazın Ödülü

Elgiz Pamir'in öncülüğünde, ÇYDD Ayvalık Şubesi ve Ayvalık Belediyesi'nin desteğiyle düzenlenen Behzat Ay Yazın Ödülü, bu yıl “gezi” türünde verilecek. Her yıl farklı bir yazın türüne ayrılan yarışmanın seçici kurulu, Emin Özdemir, Yusuf Çotuksöken, Prof. Dr. Orhan Kural, Öner Yağcı ve Elgiz Pamir'den oluşuyor. Son başvuru tarihi 20 Şubat 2007 olarak belirlenen yarışmaya katılacak olan yapıtlar, Behzat Ay'ın yazınsal kimliği göz önüne alınarak çağdaş, toplumcu bir dünya görüşü, dil konusunda özenli tutum ve özgünlük temel alınarak değerlendirilecek. Adayların yayımlanmamış ve daha önce ödül almamış “gezi” türünde üç yazı ile her yazıdan altışar örnek, özgeçmiş ve bir dilekçe eşliğinde “Ayvalık Belediyesi, Behzat Ay Yazın Ödülü Yazmanlığı, Vehbibey Mah. Gazinolar Cad. 1. Sokak, No: 1” adresine başvurmaları gerekiyor. Sonuçların 20 Nisan'da açıklanacağı 2000 YTL tutarındaki ödül, Behzat Ay'ın doğum günü olan 2 Mayıs'ta İnönü Kültür Merkezi'nde düzenlenecek bir törenle plaket eşliğinde kazanan yazara sunulacak. İrtibat Telefonu: 0266 312 23 08   25 Aralık 2006 ... Devamı

26 01 2007

Öğretmenlik Başvuruları 1 Şubat 2007'de

Öğretmenlik başvuruları 1 Şubat'ta    Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), ıo bin kadroya yapacağı öğretmen ataması için ı-7 Şubat 2007 tarihleri arasında başvuru alacak. MEB, öğretmen atamalarına ilişkin başvuru takvimini belirledi. İlk atama, açıktan atama ve açıktan ilk atama yoluyla ıo bin kadroya toplam 28 branştan öğretmen atanacak. En fazla İngilizce ve Sınıf öğretmenlikleri ile İlköğretim Matematik branşlarından öğretmen alınacak. Atamalar için, halen sözleşmeli görev yapan öğretmenler de başvurabilecek. Kadrolu öğretmenliğe atananlardan oluşacak boş pozisyonlar ölçüsünde yoğun ihtiyaç bulunan alanlarda görevlendirilmek üzere sözleşmeli öğretmenlik için de başvuru alınacak. Başvurulara ilişkin bilgilere, MEB'in http://personel.meb.gov.tr internet adresinde daha sonra yayımlanacak kılavuzda yer verilecek. Öğretmen kadrosu için başvurular internet üzerinden gerçekleştirilecek. Birgün Devamı

26 01 2007

"KARŞIYAKA'DA İZMİR'İN GÜLÜ" / Çetin YETKİN

"KARŞIYAKA'DA İZMİR'İN GÜLÜ"     Köşkte o gece yine Saz Heyeti var. Atatürk'ün sevdiği şarkılar, türküler birbirini izliyor:    "Cânâ rakibi handan edersin"    "Kaçma mecburundan ey ahuyu vahşi ülfet et"    "Habgâhı yâre girdim arz için ahvalimi    Bir perişan halini gördüm unuttum halimi"    "Mani oluyor halimi takrire hicabım"    Gazi, rakısını yudumlarken sıra,    "Vardar ovası, Vardar ovası"na ve arkasından da,    "Manastırın ortasında var bir havuz,    canım havuz" türküsüne geldiğinde o da söylüyordu artık.    Coşkulu, keyif dolu bir gece.    Gazi'nin saza katılmasına ara verdiği bir anda bu kere, "Karşıyaka'da İzmir'in gülü" nün ezgisi doldurdu salonu. Ama onun yüzü asılmıştı birden. Susturdu sanatçıları:    "-Biz o gülü çok kokladık!..." (19)    Bir keresinde de evlenme konusu açılmıştı sofrada. Her zaman mutlu evliliklerden yana olmasına karşın diyecekti ki:    "-Biz de bir zamanlar marifetmiş gibi evlenmiştik. Merasimlerle evlenmeyi bir marifet saymıştık." 20    Belki böyle dediğinde Azerbaycan Elçiliği'nde 4 Ocak 1923 gecesi verilen yemekte eşe dosta evleneceğini açıkladığında ne denli mutlu olduğunu içi burkularak anımsıyordu:    "-Evleniyorum."    Herkes şaşkın:    "-Ciddî mi Paşam?"    -Ciddî efendim, ciddî, kat'î ve mukarrer. Evleniyorum."    Ağaoğlu Ahmet Bey sormuştu:    "-İzmir fatihinin kalbini fetheden bu bahtiyar kim?"    "İzmirli bir kız!" (21)    İzmirli bu kızla, Latife Hanım'la, evleneceğinden öylesine mutluydu ki!    Evlendikten sonra da İzmir'li kızı hep övmüş, yüceltmişti. Gelecek günler için umut doluydu gönlü. Öylesine... Devamı

26 01 2007

Halk Edebiyatı Üstüne / Yaşar Kemal

HALK EDEBiYATI ÜSTÜNEBİRKAÇ SÖZ     Uzun yıllar Halk Şiirimizin büyük ustalarının oluşması üstüne Sabahattin Eyuboğluyla konuşmalar yaptık, kimi zaman bu konuşmalar bir tartışmaya da dönüşüyordu. Vardığımız sonuç da kimi zamanlar bir oluyordu.    Yunus Emre kimdi, bu büyük şiiri nasıl yapmıştı, Pir Sultan, Karacaoğlan kimdi, Dadaloğlu büyük, öfkeli sesini nereden almıştı?    Bu büyük ustalar arasında Karacaoğlan benim en bildiğimdi. Karınca kararınca onun üstünde araştırmalarım vardı. Derlenmemiş bir kaç şiirini de gençliğimde derlemiş, Karacaoğlanın nereli olduğu üstüne de yirmi yaşlarımda bir küçük araştırma yayımlamış, Karacaoğlanın Çukurovalı olduğunu örneklere dayanarak tanıklamıştım. Yirmi yedi yaşıma kadar Çukurovada kalmış, Karacaoğlan üstüne bir hayli araştırmalar yapmıştım. Karacaoğlanın yaşamı üstüne Çukurovada konuşulan birtakım söylentileri de derlemiştim. Karacaoğlan, bu büyük usta kimdi, neydi, şiirini nasıl oluşturmuş, üç yüz yıl dilden dile nasıl günümüze kadar gelmişti?    Bilim adamları Karacaoğlanın 17. yüzyılda yaşadığını saptıyorlar. Bu, daha önce mi, daha sonra mı kesinlikle bilinmiyor. Bilinmesi de olanak dışı. Yaklaşımlar birtakım olasılıklara dayanıyor. Bu olasılıkların gerçek olup olmaması üstünde durmamak gerek. Karacaoğlan ortaya çıktığından bu yana Türkmende yaşayagelmiştir. Bir halk Karacaoğlanı çağlar boyunca yaratmıştır. Benim üstünde durduğum öz buydu.    Karacaoğlan büyük bir kişiliktir. Elbette ki köklü bir geleneğin sonucudur. Türkmenin uzun şiir geleneği onu yaratmıştır. Gene Türkmen onu yüzyıllarca dilden dile günümüze getirmiştir.    Çağlar boyu Karacaoğlan günümüze kadar Türkmenle bütünleşmiştir. Bu büyük kişiliği halk yüzlerce yıl su altında kalmış çakıl taşı gibi arındırmış, güzelleştirmiştir.    Benim üstünde durduğum, kesine yakın kural saydığım, büyük halk şairlerinin büyük, çağa uygun, halkın istemlerine karşılık ve... Devamı

26 01 2007

Sait Faik Hikaye Armağanı

Sait Faik Hikaye Armağanı   Darüşşafaka Lisesi'nde katıldığı bir edebiyat matinesinden etkilenerek bütün mal varlıklarının Cemiyete bırakılmasını isteyen Sait Faik Abasıyanık'ın arzusuna uyan annesi Makbule Abasıyanık, 08.11.1954 tarihli vasiyetnamesinde Burgazada'daki evin müze olarak korunmasını ve her yıl adlarına bir hikaye armağanı verilmesini şart etmiş ve 1963 yılında vefatından sonra Cemiyet bir yönetmelik düzenleyerek her yıl bu armağanı vermeyi sürdürmüştür. Bazı yıllar ödüle değer eser bulunamamış, bazı yıllarda da iki yazara birden ödül verildiği olmuştur. NO YILI ADI SOYADI ESERİN ADI 1 1964 Mahmut ÖZAYKamuran ŞİPEL YORGOELBİSECİLER ÇARŞISI 2 1965 Cengiz YÖRÜK ÇÖLDE BİR DEVE 3 1966 Tarık Dursun K. YABANIN ADAMLARI 4 1967 Muzaffer BUYRUKÇU KAVGA 5 1968 Orhan KEMALFaik BAYSAL ÖNCE EKMEKSANCI MEYDANI 6 1969 Zeyyat SELİMOĞLU DİREĞİN TEPESİNDE BİR ADAM 7 1970 Bilge KARASUBekir YILDIZ UZUN SÜRMÜŞ BİR GÜNÜN AKŞAMIKAÇAKÇI ŞAHAN 8 1971 Firuzan SELÇUK PARASIZ YATILI 9 1972 Demirtaş CEYHUN ÇAMASAN 10 1973 Fakir BAYKURT CAN PARASI 11 1974 Adalet AĞAOĞLU YÜKSEK GERİLİM 12 1975 Selim İLERİ DOSTLUKLARIN SON GÜNÜ 13 1976 Necati CUMALI MAKEDONYA 14 1977 Selçuk BARANAdnan ÖZYALÇINER ANALARIN HAKKIGÖZLERİ BAĞLI ADAM 15 1978 Ferit EDGÜ BİR GEMİDE 16 1979 Tomris UYAR YÜREKTE BUKAĞI 17 1980 ÖDÜL VERİLMEDİ   18 1981 ÖDÜL VERİLMEDİ   19 1982 Nursel DURUEL GEYİKLER ANNEM ve ALMANYA 20 1983 Pınar KÜR AKIŞI OLMAYAN SULAR 21 1984 Tarık Dursun K. ONA SEVDİĞİMİ SÖYLE 22 1985 Feyza HEPÇİLİNGİRLER ESKİ BİR BALERİN 23 1986 Tomris UYAR YAZA YOLCULUK 24 1987 Mahir ÖZTAŞGülderen BİLGİLİ AY GÖZETLEME KOMİTESİB... Devamı

26 01 2007

İkamet Bilgisi Vermeyene 2.367 YTL Ceza

İkamet Bilgisi Vermeyene 2.367 YTL Ceza Kategori: Haber İkamet bilgisi vermeyene 2 bin 367 YTL ceza   TÜİK görevlileri, "Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi"ne ilişkin hane ziyaretlerine başladı İstanbul Valiliğinden yapılan yazılı açıklamada, Türkiye’de "Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi" kurulduğu ve bu amaçla da İstanbul’da TÜİK görevlilerince tüm hanelerin ziyaret edilerek, hanede daimi ikamet eden kişilerin kimlik bilgilerinin "Hane Halkı Bilgi Formu"na kaydedileceği hatırlatıldı.Açıklamada, TÜİK görevlileri tarafından hanelere getirilen "Hane Halkı Bilgi Formu"nun 5490 Sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu gereğince eksiksiz olarak doldurulacağı ve hanedeki bir yetişkin tarafından kontrol edilip imzalanacağı kaydedildi.İmzalanmayan bilgi formlarının geçersiz kabul edilerek sisteme işlenmeyeceği belirtilen açıklamada, hanelere gelen TÜİK görevlilerinin tanıtım kartlarının mutlaka sorulması ve şüpheli durumlarda en yakın emniyet birimine haber verilmesi gerektiği ifade edildi.Açıklamada, sokağa çıkma yasağı uygulanmadan, adrese dayalı nüfus kaydı yapılacağı için hane ziyaretlerinin farklı ilçelerde, hafta sonu ve akşam saatleri de dahil olmak üzere farklı zamanlarda gerçekleştirileceği belirtilerek, T.C kimlik numarasını bilmeyenlerin internetten ya da en yakın nüfus müdürlüğünden öğrenebileceği bildirildi.Hanede daimi olarak ikamet edenlerden (yeni doğanlar dahil) nüfus cüzdanı olmayanların 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu gereği bu çalışma sürecinde ceza ödemeden en yakın nüfus müdürlüğünden cüzdanlarını çıkarabileceklerine dikkat çekilen açıklamada, bölgesinde adrese dayalı nüfus kaydı yapıldığı halde, hanesi ziyaret edilmeyenlerin bu durumu bağlı bulundukları muhtarlık ya da kayıt bürosuna bildirmeleri gerektiği kaydedildi.Açıklamada, Hane Halkı Bilgi Formu’nun doldurulmasında gerçeğe aykırı ikamet adresi beyanında bulunduğu tespit edilenler ve bilgi vermeyenlere 5429 sayılı Türkiye İstatistik Kanunu gereğince... Devamı

26 01 2007

Orhan Kemal Roman Armağanı

Orhan Kemal Roman Armağanı Orhan Kemal Roman Ödülü ÖDÜL YÖNETMELİĞİ SEÇİCİ KURULTahsin YÜCEL, Osman ŞAHİN,  İnci ARAL, Semih GÜMÜŞ,  Adnan BİNYAZAR, Refik DURBAŞ, A.Kemali ÖĞÜTÇÜ   ÖDÜLÜ KAZANAN YAZARLAR 1972  Yılmaz Güney Boynu Bükük Öldüler 1973  Çetin Altan Büyük Gözaltı 1974  Sevgi Soysal Yenişehirde Bir Öğle Vakti 1975  Erdal Öz Yaralısın 1976  Vedat Türkali Bir Gün Tek Başına 1977  H.İzzettin Dinamo Kutsal Barış 1978  Fakir Baykurt Karaahmet Destanı 1979  Mehmet Başaran Mehmetçik Memet 1980  Adalet Ağaoğlu  Bir Düğün Gecesi 1981  Verilmedi 1982  Rıfat Ilgaz Yıldız Karayel 1983 Orhan Pamuk Cevdet Bey ve Oğulları 1984 Tarık Dursun K. Kurşun Ata Ata Biter 1985 Mehmet Eroğlu Issızlığın Ortasında 1986 Yaşar Kemal Kale Kapısı 1987 Şemsettin Ünlü Yukarı Şehir 1988 Ahmet Yurdakul  Kahramanlar Ölmeli 1989 Samim Kocagöz  Eski Toprak 1990 Demir Özlü  Bir Yaz Mevsimi 1991 Peride Celal Kurtlar 1992 Talip Apaydın  Köylüler 1993 Tahsin Yücel  Peygamberin Son Beş Günü 1994 Faik Baysal Sarduvan 1995 Necati Cumalı Viran Dağlar 1996 Erendiz Atasü  Dağın Öteki Yüzü 1997 Yıldırım Keskin Ölümü Bekleyen Kent 1998 Kemal Bekir  Hücre 1952 1999 Ahmet Karcılar Yağmur Hüznü 2000 Oktay Akbal Tüm Eserleri   2001 Oya Baydar Sıcak Külleri kaldı   2002 Selim İleri Bu Yaz Ayrılığın İlk Yazı Olacak   2003 Erhan Bener İlişkiler   2004 İnci Aral Mor   2005 Adnan Binyazar Ölümün Gölgesi yok   2006 Hasan Ali Toptaş Uykuların Doğusu           BASIN AÇIKLAMASI2006 yılı Orhan Kemal Roman Armağanı Seçiciler Kurulu 16.... Devamı

26 01 2007

Güray Süngü'nün "Pencereden" Romanı / A. Ömer TÜRKEŞ

Pencereden Süngü, Güray Fiyatı: 7,00 YTL %10 indirimli Pandora fiyatı: 6,30 YTL  sepete ekle 1979 İstanbul doğumlu. Üniversite yıllarını Bursa’da geçirmiş. Şimdi İstanbul’da yaşıyor. İlk öyküsü 1998 yılında Hece dergisinde yayımlanmış. Çok sayıda dergiye öykü veren Süngü, bugüne kadar otuzun üzerinde öykü yayımlamış ancak kitap haline getirmemiş. 2004 Selehattin Kaya Roman Ödülü’nde ikinciliği kazanan Pencere’den onun ilk romanı/kitabı olma özelliğini de taşıyor. Tuhaf Bir Adam“Pencereden”, daha ilk sayfasında ölümü özleyen bir roman kahramanının dünyasına çağırıyor okuyucusunu. Son yıllarda Türk romanında sıklıkla karşımıza çıkan intihar izleğini tekrarlamakla birlikte, Güray Süngü, gerek kurduğu dille gerek kahramanının iç dünyasına nüfuz eden anlatımıyla basit bir tekrara düşmekten kurtulmuş. Doğrusu bir ilk roman olarak “Pencere”yi çok umut verici bulduğumu söylemek isterim. Evinde “titizlikle” koruduğu yalnızlığıyla yaşayan tuhaf genç bir adamın hikayesini geriye dönüşlerle izliyoruz. Aynı apartmanda oturan komşularının ısrarlı bakışlarını üzerine çeken, kimi gece onları uyandıracak çığlıklar atarak uyanan, gazetelerde okuduğu intihar haberlerini yakından takip edip kurtulanlara hastane ziyaretleri yapan Ayhan’ın yarılmış zihniden yansıyan iç monologlarla aydınlanıyor geçmişi. Bu geçmişi de düzgün bir sıralama ile aktarmamış Güray Süngü. Böylelikle kahramanın başından geçenler, bugüne nasıl geldiği, intihar edenlere duyduğu yakınlık muğlak kalıyor. Söz konusu muğlaklık okuyucun merak duygusunu sürekli tutma işlevi gören bilinçli bir tercih. Ancak hikayeyi özetlerken zorunlu olarak bu muğlaklığı biraz olsun dağıtmak zorunda kalacağım. Taşralı zengin bir ailenin tek çocuğu Ayhan. Büyük bir evde, bütün hayatını kocası ve oğluna adamış annesinin ellerinde büyümüş, babasıyla pek yakınlık kuramamış. Yatılı okulda okurken başlamış kendi içine kapanıklığı. Dış dünya ile ... Devamı

26 01 2007

Hasan Ali Toptaş'ın Kayıp Hayaller Kitabı / A. Ömer TÜRKEŞ

Hasan Ali Toptaş Kayıp Hayaller Kitabı Edebi çevrelerde hakkı teslim edilse de, Türkçe yazılan romanları takip ettiğini söyleyen pek çok kişinin yakından tanımadığı, hatta hiç okumadığı bir isim Hasan Ali Toptaş. Sık yazmadığı için kitap tanıtım dergilerinde röportajları yayımlanmıyor, İstanbul dışında, dışı ne kelime, taşranın tam da kalbinin attığı bir yerde yaşadığı için entelektüel mekanlardan dolayısıyla gözlerden ırak kalıyor, artık unutulan, doğrusu unutulmak istenen o taşra hayatını konu edindiği için romanları zenginlik imgelerine alışkın kentsoylu okuyuculara sevimli gelmiyor belki de... Oysa ki, zamanların iç içe geçtiği, düşle gerçeğin birbirine karıştığı, bilincin farkına bile varılamamış parçalanmışlığının resmedildiği çok katmanlı -ama hikayesiz- metinleri ve büyülü diliyle, Hasan Ali Toptaş’ın günümüz roman yazımının en özgün ve önemli yazarlarından biri olduğunu hiç tereddüt etmeksizin söyleyebiliyoruz. Güzel bir zamanİster ilk sayfasından, ister ortasından, isterseniz de sonundan başlayın okumaya, sizi hep aynı yere çıkaran bu labirentin hikayesi hiç değişmeyecek, işte bu yüzden “Kayıp Hayaller Kitabı”nı -haddimi aşıp- özetlemeye kalkışmayacağım. Sadece bu yazı süresince üzerinde duracağım birkaç ana karakter ile onların birbirleriyle ilişkilerinden söz etmek istiyorum; roman, Anadolu’nun herhangi bir köyünde yaşayan Hasan adlı bir çocuğun -kasaba veya küçük bir kentte yaşasaydı da- değişmeyecek hayalleri üzerine kurulu. Hasan’la birlikte arkadaşı Hamdi, Hamdi’nin dedesi, Hasan’ın babası ve diğerleri, hepsi de hayallerle duruyorlar ayakta. Ancak henüz olup bitenleri kavramakta güçlük çeken bir çocuğun, Hasan’ın bakış açısını seçmiş yazar; Hasan Ali Tektaş’ın o kırık, anlamlandıramayan, dehşetle açılan ve görmemek için sımsıkı kapanan bakışını... Etrafına baktığında zaten ne görebilir ki Hasan? Önce, ancak şu cümlelerle ifade edebildiği bir ev; “evimiz orada, topraktan fı... Devamı